|
|
||||||||||
|
Amerika'da bir eyalette küçük çocukların katılımcı olarak bulunduğu bir güzellik yarışması düzenlenmiş. Birinci dışındaki bütün çocuklar “Ühüh ben çok çirkinim!” diyerek ağlamışlar. Bir de hatırlarım... İlkokulda okutulan, “Okuduğumuzu anladık mı?” soruları ile sıkıcı hale getirilen bir hikaye vardı. Bir anne, kapı görevlisine bir beslenme çantası vererek “Bunu okuldaki çocuğuma götürür müsün?” der. Bunun üzerine adam sorar “Nasıl tanıyacağım?” diye. Kadının cevabı kendince son derece haklıdır: “Okuldaki en güzel çocuk o... Kolay tanırsın.” Akşam eve aç dönen çocuğunu görene kadar kadın pek memnundur halinden. Beslenme çantasının ulaşmadığını öğrendiğinde ise görevlinin kapısında bitiveren kadın sorar: “Peki çantayı kime verdin?” Cevap da yine kendi içinde haklıdır: “Kendi çocuğuma...” Bu sayıda da gelen birçok öykü içerisinden ancak sekiz tanesini seçebildik. Geri kalanlar “Çirkinim!” demesinler. Sadece çocuklarınız bir daha aç kalmasın diye size geri-besleme yaptık. Umarım, bu sayede tosun tosun çocuklar görürüz bir dahaki sayı için hikaye elemelerinde. Gelgelelim bu sayının sulak bölgede yetişen tosuncuklarına; Bir adet kafamıza delilik yağdıran, Lilâ rengi yağmurluklarımızı sırılsıklam bırakan Şenol Sert'imiz; Bir adet cam buğusuna parmaklarıyla Picasso tabloları çizen Nihal Engin Vrana'mız; Bir adet laboratuarda geçirdiği günlerin hıncını yazılarından alan, Şehrihan yollarında dolaşan Mehmet Gökçe Ay'ımız; Bir adet düş görememekten mustarip Ahmet Burak Turan'ımız; Bir adet David Lynch filmi izliyormuş izlenimi veren yönetmen Mikail Boz'umuz; Bir adet pastoral senfoni ortaya koymuş olan Gül Fidan Uluk'umuz; Bir adet, “yanlış iskeleye yanaştık galiba, bize aşk hikayesi demişlerdi, bilim kurgu çıktı” diye Paşabahçe isimli vapuruna dert yanan kaptan Fâtıma Betül Biçer'imiz var. (Bir saniye bu benim!) Özlem Peker'in öykü serisi ise, kendi içinde de bağımsız sayılabilecek bir başka parça ile devam ediyor. Koleksiyonunuza ekleyin. Bir de Neil Gaiman hayranlarını sevindirecek bir ropörtajımız mevcut. Ah hayır, Death ile ropörtaj yapamadık, şimdilik çevirmen Ece Esmer'i görebileceksiniz, terleten sorulara imza atan Nevzat Evrim Önal ve Emine Berre Gümüş'ün kalemi ve Haktan Kaan İçel'in kamerasından. Bir başka ropörtaj ise son dönemlerin, kendisinden en çok söz ettiren yazarlarından birine ait; Elif Şafak. Bu ay ropörtaj yapma damarı kabaran Emine Berre Gümüş'e edebilirsiniz teşekkürlerinizi. Şimdi, siz seçin bakalım. Karşınızda bir yığın şirin çocuk var ve girişte bahsedilen Amerikan yarışmasında jüridesiniz. Siz hangisini seçerdiniz? Kendi çocuğunuza torpil geçmek yok, ona göre... İyi okumalar...
::::::::Kapakta kullanılan resimler:::::::: Delilik Sağanağı; Gustav Klint'in "The Kiss" eserinden bir kesit. Gerçeğin Rengidir Gri, Öteki Yüz; The Queen of Damned filminden. Kayıp Zamanda Işıltılar; Quint Buchholz'un Fligt tablosundan bir kesit. Zifir-i Karanlıktan Öyküler; Virginia Üniversitesi kayıtlarından. Elif Şafak'la.. Denizde Seken Taş Gibi; resimler "Kitabiyet" programından kaydedildi. Fantazi Edebiyatında bir Devrim: Sandman; Sandman serisi 50. bölüm Distant Mirror'dan alıntı Sandman ve Gaiman üzerine Ece Esmer'le röportaj; kapak ve yazıda kullanılan resimler röportaj sırasında Haktan Kaan İÇEL tarafından kaydedilmiştir. Diğer resimlerin kaynakları kısa süre içinde güncellenecektir.
|
||||||||||