|
Sudaki Resim Gökçe Mehmet Ay |
|||||||||
| Ana Menü | ||||||||||
Güzel bir günmüş kaderleri değiştiren o gün. Herşey her zamanki gibi başlamış. Çocuklar her zamanki gibi yaramaz, insanlar her zamanki gibi aceleci ve umursamaz, hayat her zamanki gibi zormuş. Zormuş ama bazıları için. Bazıları büyük bahçeli çok odalı evlerde rahatmış. Odalarda nelerin saklı olduğunu bilmeden yaşarlarmış. Çocuklar yerine hizmetçilerin cirit attığı bir odada başlamış herşey. Küçük bir çocuğun kalbinde başlamış ve bitmiş. Oysa anlatılacak öykü burada başlamıyor. O küçük çocuk kalbini odada bıraktıktan sonra başlıyor hikaye. Bir genç adamın hikayesi. Yakışıklı ve korkusuz; kurnaz ve kibirli. Affınıza sığınarak belirtmeliyim ki tam bir zengin piçiymiş bu adam. Ailesinin servetini har vurup haman savururmuş. Nerede ne harcadığına bakmazmış. Çok güzel bir arabası varmış ve onunla hız yapmayı severmiş. Bir gün koruluğun içinde daracık yolda Ferrarisinin limitlerini zorlarken bir şarkı duymuş. Belki de duymak değilmiş onunki, şarkı tüm bedenini ele geçirmiş, kalbinden süzülmüş ruhuna doğru. Şarkı kafasından gelmediği için de aklının soğukluğu etkilememiş güzelliğini. Her güzel şarkı gibi sihir taşıyormuş içinde, sihirlerin en güçlüsü, sevgi ile doluymuş. Genç adam arabasını durdurmuş, sesin geldiği yöne doğru gitmeye başlamış. Her adımı bir mücadele her adımı için savaşmış. Aklının ve kalbinin ayakları için savaşmış. Aklı uzaklarda kalmış arabadan bahsediyormuş, kalbi şarkıyı söyleyenin güzelliğinden. Aklı ‘Görmediğin bir kişinin güzelliğine nasıl inanırsın?’ demiş kızgınca. Şarkının melodisine uygun bir sesle cevap vermiş kalbi ‘Ah keşke benim gibi dinleyip benim gibi görebilseydin.’ Genç adam bunlara aldırmamış. Ruhu müzikle beraber çalkalanıyor, bedeni ses ile tınlıyormuş. Sesin sahibi kızı bir ağacın altında bulmuş. Pembeli, yeşilli bir giysisi varmış üzerinde. Namuslu her peri kızı gibi uzunmuş etekleri ve kralın sarayındaki her peri kızı gibi saatlerce taranmışmış uzun saçları. Ağacın altında şarkı söylemekteymiş birisi onu duysun da kurtarsın diye. Genç adamı görünce sevinmiş.’Ey güçlü bayım, benim yardımıma mı geldiniz?’ sözleri sanki güneşin ışınları gibiymiş. Kelimeler genç adamın kalbini hem yakıyor hem de içini ısıtıyormuş. Peri kızı gencin cevabını beklemeden devam etmiş.’Ayağım bir kapana takıldı gezinirken. Canım çok yanıyor, kurtarabilir misiniz beni?’ Genç adam ne diyeceğini bilemezmiş ki kız eteğini kaldırıp bacağını göstermiş. Bir tilki bacağı imiş kızın sol bacağı. Sağ bacağının pürüzsüz beyazlığına zıt tüylü ama güzel bir tilki bacağıymış kapana takılan. Hoş bir tilki bacağı nasıl güzel olurmuş, bilmezmiş bizimkisi. Yine de yardım etmeye karar vermiş. Kızın bacağını tutan kapanı açmaya başlamış. Zorlukla kapan açılmış ama açarken genç adamın eli biraz fazlaca kalmış kızın bacağında. Kızın sihri adamı etkilemiş ve perinin gözleri gözlerini almış. Bacağın değişip, güzelleştiğini fark edecek halde değilmiş. Ne gariptir ki kız da ona aynı şekilde bakmaktaymış. ‘Benim adım Tahsin seninki nedir güzel kız’ demiş genç adam.’Benim adım Ebru’ demiş kız ve önce dudakları birleşmiş, sonra da bedenleri. Kızın sihri adama karışmış, ağaçların gözü önünde ruhları birbirine akmış. O gün yapraklar peri kızının ve genç adamın dedikosunu taşımışlar tüm orman boyunca. Genç adam bulutlara bakarken aklına bir fikir gelmiş ve kucakladığı gibi Peri kızı Ebru’yu arabasına götürmüş. Yanındaki koltuğa oturtmuş kızı ve basmış gaza. Ebru’nun keyfine diyecek yokmuş. Çünkü arabanın hızı tüm güzel kokuların ve mutlu anların ona doğru gelmelerini sağlıyormuş. Ancak bu mutluluğu ormandan çıkıp otoyola ve trafiğe gelince bitmiş. Yine de sevgilisinin koluna sarılmış ve onun sıcaklığıyla kendini avutmuş. Uzun yollardan gidip Tahsin’in evine varmışlar. Kapıları uşaklar açmış ve Tahsin’in isteğiyle oddalarına sadece şampanya yollanmış ve akşam yemeğine kadar rahatsız edilmemişler. Ebru sevdiğinin isteği üzerine ve biraz da macera arzusuna yenik düşerek onunla birkaç gün daha kalmayı kabul etmiş. Ertesi akşam büyük bir parti verilmiş ve Ebru o sihirli güzelliğiyle herkesin dikkatini çekmiş. Kadınlar o güzelliğini sadece kadınların anlayabileceği kadar kıskanmış ve erkekler güzelliğini sadece erkeklerin anlayabileceği kadar sevmişler. Ancak Tahsin’in içinde bir şüphe varmış. Tanıdıklarına haber salmış ve ona perilerle ilgili bulabildikleri tüm kitapları getirmelerini söylemiş. Sevgilisinin kendinden kaçıp gideceğinden korkarmış ve bir çözüm bulmaya kendin adamış. Sonunda da çözümü bulmuş. Dördüncü günün akşamı Ebru’yu odalardan birine götürmüş. Bu oda onun çocukken hayallerini kaybettiği odaymış. Bu oda peri kızına bir tuzak hazırladığı odaymış. Birbirlerine sarılmışlar ve Tahsin kitaplardan öğrendiği gibi kalbini Ebru’dan çalıvermiş. Kalbi altından yapılmış bir kafese koymuş. Peri kızı ise üzüntüyle sevdiğine bakakalmış. ‘Bunu neden yaptın bana’ diye bağırmış peri kızı hıçkırıklar arasında. ‘Senin benden hiç ayrılmamanı istedim. Eğer kalbin sana peri ülkesinin şarkılarını, oranın güzelliklerini söylemeye devam etseydi beni er geç terkederdin.’ Kendini savunmaya çalışıyormuş genç adam. Haklıymış da bir perinin kalbi onun özgürlük ateşiyle atarmış ve onu ülkesine çekermiş. Peri kızı onun ne kadar sevdiğini söylemiş adama. ‘Ama beni kalbimden ayrı tutarsan seni nasıl sevebilirim ki? Hem periler kalpleri onlardan çalındığında kuruyup giderler.’ Bunları söylerken biraz daha sokulmuş Tahsin’e. ’Lütfen bana geri ver onu. Hem seni çok seviyorum hep yanında kalacağım.’ Peri kızı Tahsin’i büyülemeye çalışmış. Küçük öpücüklerle yeniden baştan çıkarmış onu. Sonunda Tahsin dayanamamış, ki hangi erkek bir peri kızına o istemedikçe ‘Hayır’ diyebilir, onu serbest bırakmış. Kalbini geri alır almaz peri kızı garaja koşmuş. Peşindense geri dönmesi için bağırarak Tahsin geliyormuş. Ancak kız Tahsin çok sevdiği son model arabasına binmiş ve geldiği ormana kaçmış. Sesi yankılanmış Tahsin’in kafasında. ‘Seninle sonsuza kadar kalacağımı mı sandın? Hiç kimse beni zorla elinde tutamaz, oysa seni sevmiştim.’ Araba asfalttan çıkıp ormana girdiğinde Ebru peri olsun ya da olmasın tüm erkeklerin aynı olduğunu düşünmüş. Ormana girmiş ve başka bir peri aşığının tuzağına basmamaya çalışarak ormanın içlerine evine yürümüş. |
||||||||||
| Ana Menü | ||||||||||