|
Daha Güzel Bir Dünya İçin Savaş Evren İmre |
|||||||||
| Ana Menü | ||||||||||
Başlangıçta Söz vardı. Sonra Söz Hakaret oldu, Hakaret de savaşı getirdi. Önceleri bikaç kişinin bir cam parçası ve bir hayvanın av eti üzerindeki didişmesiydi, devlet organizasyonu daha büyük çıkarların varlığını olanaklı kılınca, savaşlar birçok cam parçası için yapılmaya başlandı. Daha sonra, daha büyük amaçlar keşfedildi. Sıradan insanlar onurlarını bıçakla temizlerken, asiller bunun için orduları kullandılar. Kleopatra ve Helena uğruna yıllarca süren savaşlar yapıldı. Dünya hakimiyeti hayalleri, ülkeleri yıktı. Peki şimdi neredeyiz? Artık onur için tazminat davaları var. Değil bir kadın uğruna savaş çıkartmak, kendini bile öldürmek saçma görünüyor. Hele toprak savaşları... 1756-1763 İngiltere-Fransa savaşında en fazla birkaç onbin ölü karşılığında Kanada ve Hindistan el değiştirmişti, oysa İran-Irak savaşında ölenleri el değiştiren toprakların yüzölçümüne bölersek... İnsan hayatının değerini bilenler, savaşın kazanç sağlamanın verimsiz bir yolu olduğunu göreceklerdir. Öyleyse ne yapmalı? Savaşı bırakmalı mı? Bu, insan kültürünün önemli bir parçasını bir gecede makasla kesip çıkartma hayali pek de gerçekçi görünmüyor. Peki, ya savaş dönüştürmek, tekrar kazançlı bir iş haline getirmek? Bunun için, öncelikle savaş politikanın değil, eğlence sektörünün bir aracı olarak görülmeli. İnsanların kavga edenleri ayırmaktansa izlemeye eğilimli olması, savaş filimlerinin her zamanki popülerliği, insanların savaşla ilgilendiğinin kanıtı. O halde, savaşların naklen yayını, ama haber bültenlerinde değil, bir eğlence programı olarak yayını ilginç olabilir. Peki, savaşı, bu kadar binyıldan sonra bir eğlence olarak görmek olası mı? Boks, Formula 1 ve çeşitli sirk gösterilerine olan ilgi, insanların ölümlü eğlencelere sıcak baktığını gösteriyor, doğru tanıtımla aynı durum savaş için de geçerli olabilir. Ayrıca, bin atlı akınlarda çocuklar gibi şen olan atalarımızın genlerinden birşeyler bu kuşaklara da geçmiş olmalı. Bir eğlence aracı olarak savaş kime ne kazandıracak? Öncelikle 3. dünya ülkeleri bu işten yararlanacak. Bu işe girenler, reklamlar karşılığında elde edecekleri gelirlerin bir kısmını, naklen yayın haklarını satın almak, hatta gerektiğinde savaşmaları amacıyla bu ülkeleri kiralamak için kullanacaklar. Kendi hallerine bırakıldıklarında, birtakım ince toprak şeritleri ve kabile kan davaları için boşu boşun a ölecek bu insanlar, bu sayede yüklü paralar için ölüp, ölümleriyle hiç olmazsa geride kalanları refaha kavuşturabilirler. 3.dünya ülkeleri de kredi için batıya avuç açmaktan kurtulup, alın terleriyle kendi paralarını kazanarak kalkınabilirler. Bu kalkınma hamlesine bir destek de, savaşların sağlayacağı eğitimle olacak. Bu sayede, şimdi değil bilgisayar, hesap makinesini bile görmemiş çocuklar, radardan, en karmaşık füzelere, hatta savaş uçaklarına kadar birçok yüksek teknoloji ürününü tanıyacaklar, bu sayede gelişen dünyadan geri kalmayacaklar. Son olarak, savaştan sağlanan gelirin bir kısmı fakirlik ve AIDS gibi 3.dünya sorunlarıyla mücadele etmek için kullanılabilir, böylece kalkınmanın insani boyutu da ihmal edilmemiş olacaktır. Savaştan tek karlı çıkacak olan 3.dünya ülkeleri değil elbette, bütün dünyanın çıkarları söz konusu... Örneğin dünya ekonomisini ele alalım. Bu naklen yayın sektörünün yaratacağı iş olanaklarını bir kenara koyalım. Savaş demek tüketim demektir. Üretilen silahlar sürekli yokedildiği için, pazarın doyması söz konusu değildir. Bu da sürekli üretimi, yani sürekli istihdamı gerektitrir. Ayrıca bu pazarın yaratacağı canlılık, dünya ekonomisinin en kötü dönemlerinde bile dayanacağı bir destek olacaktır. Son olarak da, bu uygulamanın dünya barışına olacak katkısına da değinmeli. Zengin ülkeler, daha geniş yoketme potansiyeline sahip oldukları için, daha tehlikeli savaşlara yol açarlar. Oysa, zengin ülke halklarına fakirlerin savaşları izletilirse, gördükleri onları savaşlardan kaçınmaya itebilir. Bir dünya barışı ütopyası peşinden koşmaktansa, savaşları dünyanın belirli bir bölgesiyle sınırlayıp, bir neredeyse-dünya-barışı durumuna ulaşmayı denemek daha gerçekçi değil mi? Savaşların eğlence sektörüne devri, yatırımcılar için pek çok yeni fırsat açacaktır. Örneğin, isteklilere tıpkı safari gezileri gibi cephe gezileri, hatta paralı askerlik turları düzenlenebilir. Özellikle ikincisi, savaşanları bir gider değil, gelir kaynağına dönüştüreceği için, çok karlı bir alan olabilir. Veya, birliklerin hareketine dair stratejik kararlar seyirci oylarıyla alınabilir. Yaratıcı girişimciler, bu listeye eklenecek pek çok maddeyi şimdiden hayal ediyorlardır.. Savaş, arıtk bir yıkım ve acı değil, bir refah ve mutluluk kaynağı olarak kullanılabilir. Dünyanın yeni bir altın çağ için bütün ihtiyacı, birkaç ileri görüşlü girişimci. Ve, bu çağrıya cevap vermeyenler, hergün boşu boşuna insanların sorumluluğunu taşıyor. |
||||||||||
| Ana Menü | ||||||||||