Oldukça İyi

Şenol S.

  Ana Menü

Hız arttıkça yanan kablolardan çıkan duman ve yanık kokusu kabinin içini doldurmaya başlamıştı. Pilot yaralı kolunu kontrol paneli üzerinden güçlükle kaldırdı. Diğer yanda ikinci pilot, parçalanmış göğüs kafesiyle, organları dışarıya fırlamış bir şekilde seyir kontrol bilgisayarının klavyesi üzerine yığılmıştı. Anti-atmosfer basıncı sensörlerinin ses ve ışık uyarıları, uzay denetçi muhafızları rutin tarama botu yada kısaca Sınırpolisi gemisinin henüz taraması tamamlanmamış olan bir gezegene kontrolsüz inişinin atmosfer şartlarında başladığını bildiriyordu. Hızlı inişte sürtünme ısı artışına karşı gemiyi kaplaması gereken kalkanlar, ısıyı algılayacak zamanı bulamamıştı. Gemi sarıdan kırmızıya doğru akan bir renk tayfının içinde düşüyor, yükselen ısının deliye çevirdiği radyasyon-ölçerler, diğer tüm alarmların yarattığı kakafoniye katılarak kontrol kabinini cehenneme çeviriyordu. Pilot, aktifuçuştulumu bilgisayarının vücuttaki nöron akışına göre yönlenen, sağlıksektörü hormon ünitesince salgılanan salgılarla acı duyumunda giderek azalma hissetmiş, adrenalin dengelenmesiyle kontrolü sağlayacak sakinliğe erişmeye başlamıştı. Acil iniş için hazırlanmış paket programlarının ilkini devreye sokmak için seyir bilgisayarının başına yığılan ikinci pilotu itip, programı başlatacak kısa yol tuşuna bastı. Bilgisayarın komut doğrulama uyarısıyla karşılaşınca sunturlu bir küfür savurdu. Bu gemi son seri üretimden olsa da standart donanımın getirdiği düzen, gemiyi kişisel kullanım kolaylıklarından uzaklaştırmıştı. Oysa kişiye ait gemiler daha tasarım düzeyinde, siparişçinin özelliklerinin derlenmesi ve isteklerinin değerlendirilmesiyle planlanıyor sonra üretime geçiliyordu. Programın işlemeye başlamasıyla, geminin asgari yaşam ve acil hız kesme modları devreye girmiş, gemi enerjisi bu amaçlara yönlenmişti. Pilot asgari yaşam programında tek personele yönelik bir ayarlama yaparak enerjiyi biraz daha arttırmıştı. Aslında iki personelinde ölmesi durumunda aktiftulumun sağlık sektörü, seyir bilgisayarına acil iniş programları için gereken komutları gönderiyor o da bu paket programlardan en sonuncusunu devreye sokuyordu. Bu durumda sadece acil iniş modu seçiliyor diğer tüm sistemler devre dışı kalıyordu. Kalkanlar devreye girmiş kör uçuş için kızıl ötesi dahil tüm kameralar çalışmaya başlamıştı. Bu tür durumlarda yine sağlık sektörünün beyin taraması, pilotta bir yetersizlik belirlerse otomatik pilot devreye girerdi. Ama bu sefer pilot iki sektör arasındaki bağlantıyı sağlayan kablonun soket kapağını kırdı. Optik kablonun elbise girişi dağılımında bulunan kırmızı bağlantıyı kopardı. Bu bilgi pilot standart eğitiminde verilmez ama her pilot bunu bilirdi. Ve hiçbir pilot insan beyninin yarattığı bir şeyin yine insan beynini değerlendirmesine güvenmezdi. Pilotlar arasında gemiyi insan hayatına tercih eden seyir bilgisayarlarıyla ilgili hikayeler pek sık anlatılırdı.

Hız yavaşlamış kaos durulmuştu, pilot gemiyi gezegen yörüngesine oturttu, şimdi kendisiyle ilgilenmesi gerekiyordu. Kolunda hiçbir acı duymuyordu ama kırık olduğunu anlamıştı, tulumun kolunu üstten ve alttan açmak için kol ağzındaki kopça düğmelerine bastı. Sağlık panelinin menüsünden, kırık kol seçeneğini işaretledi. Uzun bir raf açıldı, içi boş şeffaf bir kol maketi ortaya çıktı, kesitten ikiye bölünmüş, üstü bir kapak gibi açılmıştı. Kolunu yerleştirdi ve kapağı kapattı. Röntgen ışınlarıyla taranan kola aynı anda aktif tulumdan gerekli lokal ağrı kesiciler uygulanıyordu. Kol maketi aktif bir malzemeden yapılmıştı, giderek daraldı, kırığın olduğu kısım uzarken diğer taraf sabit kalarak uçları bir araya getirdi. Bir jel püskürterek kolun hareketini minimum sınırlayacak şekilde kırığı sabitledi. Bu arada tulumun sağlık sektörü boş durmuyor kırığı kaynatacak sistemin hızlı çalışması için gerekli enzimleri aktive ediyordu. Sabitleyici jel içinde kırığın kaslarda yaptığı hasarı gidermek ve enfeksiyonları önlemek için tüm gerekenler bulunuyordu. Sıra ikinci pilota gelmişti pilotlar arasında ölü konservesi denen küveti açıp arkadaşını oraya koyacak, kapağı kapatmasıyla birlikte bozunmayı önleyici kimyasalların doldurduğu küvette arkadaşı donacaktı.Ta ki eve geri dönünceye ya da arkadaşı onu uzay boşluğuna bırakıncaya kadar. Gerekmedikçe ikinci şıkkı hiçbir pilot uygulamazdı. Kabine sırt üstü uzattığı arkadaşının aktif tulum merkezindeki ana kopçaya basmak için dışarıya fırlamış iç organları kenara itmesi gerekti. Elbise tam kesitten ikiye ayrılırken bilgisayarı vınlayarak kapandı. Cesedi içeriye yerleştirdi ve kapağı kapadı. En iyi arkadaşlarından birini kaybetmişken duygularını yaşamasına engel olan sağlık sektörüne bir an öfke duyduysa da bu duygusu anında dengelendi. Vücudunun bu kadar aktive olması onda bir bağımlılık yaratabilirdi. Şu an çok yararlı olsa da bu yardımcıdan pek hoşlanmıyordu. Koltuğuna oturdu, kendini beş dakika kadar sağlık sektöründen ayırmak için antibağımlılık seçeneğini işaretledi, kelepçeler onu yerine sabitledi ve sektör ayrıldı. Kolunun acısını hissedebilmesi otuz saniyesini aldı, çığlığını bastırmadan avazı çıktığı kadar bağırdı. Acının yol açtığı şoka arkadaşının ölmesinin yarattığı üzüntü eklendi. Ölüm korkusu, çaresizlik, yakınlarını görememe kaygısı dalga dalga onu sarstı. Bağıra bağıra ağlamaya başladı. Beş dakikanın sonunda oldukça sarsılmıştı ama kendini daha iyi hissediyordu, tehlike bitip yere iner inmez bu destek ünitesinden kurtulmayı düşündü. Şu anda merkeze yardım sinyalleri gönderemezdi öncelikle tarama çalışması yapması gerekiyordu yoksa gönderdiği sinyaller yardım yerine ölüm getirebilirdi. Ayrıca yardım ulaşıncaya kadar dayanamayabilirdi, kozmik fırtınanın yarattığı hasar motorların verimini düşürmüş karşı çekim gücünü oldukça azaltmıştı. Gemi gezegenin çekiminde sonsuza kadar kalabilir veya bir göktaşı yağmurunda paramparça olabilirdi. Atmosferin üst tabakasına yakındı ve ilk giriş anında sürtünmenin yarattığı ısıya bakılırsa yoğun bir tabakaydı. Gemi normal uçuş moduna geçtiğinden kalkanlar ince bir metal sesiyle cızırdayarak açıldı ve gezegen tüm ihtişamıyla ortaya çıktı.

Kabin camının dörtte üçünü kaplayan gezegende sarı, kahverengi ve siyaha yakın tonlar hakimdi. Bir an durup sessizce gezegene bakan pilot duygulanamamanın yarattığı durgun haraketlerle tarama üniteleri arasında sıralamayı yaptı. İlk sırayı atmosferin kimyasal analizine ayırmıştı. Sonra termal, elektromanyetik, radyo dalgaları, kızılötesi gibi rutin taramalarla optimum yaşam standart veri tabanını oluşturup tarama bilgisayarının bilinen tüm yaşam formlarıyla karşılaştırma yapmasını sağlayacaktı. Her ne kadar hızıyla bir efsane olmuşsa da, organik benzeşimli bu bilgisayarın işini yapması iki gemi saatini alacaktı. Çünkü tüm formların sayısı on üstü altılı sayılarla ifade ediliyordu, tabi son güncellemeden beri epey süre geçmişti. Gerçi bunların hiç biri insan türüne ait bilgi formları ve kültür kodlarına cevap verecek yeterlilikte değildi. Bir kaçı dünyada giderek azalan besin kaynaklarına alternatif oluşturacak niteliği az çok sağlayacak kimyasal formları sağlıyordu. Onların da dünyada standart üç ve dört tipi insan topluluklarına kabul ettirilerek bir fayda sağlanabilmişti. Bu standartları oluşturan insanlar şu ünlü ihtiyaçlar hiyerarşisinde en alt tabakada yer alan, Net toplumunun dışında kalmış insanlardı, yaşamlarını fiziki işlerle kazanır üst düzey bilinç formlarıyla bağlantı kuramazlardı. Zaten buna artık gerekde yoktu, Net toplumu kurduğu organizasyon mimarisinin yarattığı aktif katılımlı, esnek ve kalite denetimli sistem sayesinde olasılıkları minimuma indirilmiş bir toplum yaratmıştı. Şu anda sorun çerçevesinde var olan şeylerin içeriği, verimliliğin arttırılması kapsamını aşmıyordu. Son kimyasal ve biyolojik gelişmeler Net toplumunda görülen motivasyon ve moral sorunlarını da aşmış, maksimum verimliliğin önündeki en büyük engellerden birini, depresif ve manik ruh hallerini, hormon dengeleyen sistemlerle, hata payı ortalamasında en aza indirmişti. Yinede bu mükemmeliyetçi organizasyonun yine kendinden kaynaklanan bazı sorunları vardı.

Redciler diye adlandırılıp, Standart Bir toplumu kalite kontrol ünitelerince olasılık artımına yol açtıkları için rehabilite kapsamına sokulması önerilen az sayıdaki Net toplumu üyesiydiler. Mantık çevrimi içine girmeyi reddetmeleriyle başa çıkılması zor bir sorunu oluşturuyorlardı. Bu çevrimin çok basit bir ilkesi vardı; öngörmek, olasılık mühendisliğinde yapılan büyük ataklar, istatistiklerin organik benzeşimli bilgisayarlarca çok kısa sürelerde çok büyük taramalarla yapılması, önü alınamaz bir gelişme yaratmıştı. Bu üyeler kendi yaşam standartları kalitesinin oluşturulması için veri tabanı oluşturacak bilgileri vermeyi kabul etmiyor, olasılıkların belirlenmesi ilkesine uymuyorlardı. Oysa bu onları alt standartlardaki toplumlarla aynı seviyeye getiriyordu, onlar bu toplumun kurulmasında öncelikle yapılan genetik taramanın sonucunda istenilen özellikleri taşıyan bireylerin soyundan geliyorlardı. Ama istenilen birey yapısının dışına çıkıyorlardı. Sorun kendi yaşam seviyelerini bilerek tehlikeye atmalarıydı. Mantık çevrimi dışındaki bu seçimleri açıklanamadığı için çözülmesi zor bir sorundu. İş rehabilitasyon birimlerince halledilmeye çalışıldıysa da istenilen sonuç elde edilemedi. En sonunda toplumun yapısında böyle bir öngörülemezliğe izin verilemeyeceği kararı verildi. Redcilerin dış görevlerle uzaklaştırılması kararı üst organizasyon toplum mimarları kurulunca alınıp uygulamaya kondu. Önlerine konulan seçeneklerden biri de tarama botlarında pilotluktu. Uzayın ışıkyılı zaman boyutuna aktarılıp keşif, sınır denetimi gibi görevlere çıkarıldılar. Bu, toplumun birey koruma standartlarının biraz farklı bir uygulaması olmuştu. Birkaç cılız karşı çıkış olmuşsa da toplum onları dışlamayı sessizce kabullenmişti. Bu, mantık çevrimine bir çelişki getirsede suç bölününce etkisi azalmış, unutarak ve yok sayarak bu konuyu eski yöntemlerle halletmeyi seçmişlerdi.

Bu uzun bekleyiş boyunca pilotun yapacağı pek birşey yoktu. Koltuğunu uyuma pozisyonuna getirip aktif tulumun ayarlarını yaptı. Uykuya dalmak için çok çaba harcamadı.

Düşüyordu, bütün kasları gerilmiş, hareketsiz, tarifsiz bir çığlık atma isteğiyle dolu ama bunu başaramadan düşüyordu. Yere hızla yaklaşıyor ama bir türlü ulaşamıyordu. Bu gerilim artışı onu daha da sıkıştırıyor bu sonsuz düşüşün içinden çıkamıyordu. Nihayet düşüş sonlandı ama beklenildiği gibi değil. Gri bir gökyüzünün altında bir ağacın yanındaydı. Yağmur ince bir serpintiyle yüzüne çarpıyor, salkım salkım bulutlar devasa gökyüzünün altında salınıyorlardı. Karşıdan bir gölgenin kendisine doğru koşarak yaklaştığını gördü. Yaklaştıkça büyüyen gölgenin kendisini tanıtmasına az kalmıştı. İşte, Oydu! Özlemle kollarını ona uzattı. Ama o sisin içinden akıp geçermiş gibi kendinin ve ağacın içinden geçip gitti. Uzattığı kollarının arasından sıyrılıp gidenin ardından büyük bir yürek acımasıyla bakakaldı.

Uyandığında bütün vücudu terlemişti, yanaklarından yaşlar süzülüyordu. Büyük uygarlığın denetleyemediği tek olgu buydu işte. Rüyalar, onlar bir tek görene aitti ve redcilerin arasında rüyalar ve hayaller büyük bir öneme sahipti. Çünkü kontrol dışında gelişiyorlar ve görene dahi çok anlamlı ve açıklanabilinir gelmiyorlardı. Bu herşeyin açıklanması ve faydalanabilinir hale getirilmesi gerekir toplumunda, hiçbirşeye yarar gözükmeyen ve hertürlü açıklama çalışmalarının yetersiz kaldığı rüyalar. Gördüğü rüyanın etkisinin hemen silinmesine yönelik çalışmaları başlatan sağlık ünitesi gerekli vücut salgılarını salgılarken, O tatsız tuzsuz görevine öfkeyle geri döndü, kolunu tam anlamıyla olmasada kullanabiliyordu. Bilgisayar işlerini bitirmek üzereydi, verilerin aktarılması işi bitmiş, karşılaştırma yapılıyor, eldeki örneklerden yola çıkılarak bir gezegen simülasyonu yapılması çalışmaları tüm hızıyla sürüyordu. Verilerden yola çıkılarak yapılan simülasyon bilgileri sıkıştırılarak paketler haline getirilecek ve pilotun kılavuz kaskının hafızasında depolanacaktı. Bu bilinmeyen gezegenlerin araştırılmasında yapılan standart işlemlerdendi. Pilota sanal bir tecrübe sağlıyor ve gerçek incelemede onu pek çok tehlikeden koruyordu. Tabii yanlış aktarılmalardan yanlış simülasyonlar doğabilir ve pilot tamamen yanlış yönlendirilebilirdi. Bu risk belkide bu işin neden herkesin değil de daha çok Redciler tarafından kabul gördüğünün açıklaması olabilirdi. Çünkü onlar simülasyondan çok kendi içgüdülerini dinlemeyi ve riskin yol açtığı heyecan hissinin duygularını okşamasını seviyorlardı.

Simülasyonun başlamasına kalan 10 saniyelik geri sayım kılavuz kaskın kulaklıklarından duyulmaya başlandı. Ekran simsiyahtı, Pilot için bu işlemin pek yeni bir tarafı yoktu. Daha öncede bu işlemi yaşamıştı, karşılaşacağı şeyler en fazla çok hücreli aerobik ya da anaerobik soluyan bitki-hayvan karışımı canlı formları olabilirdi.

Önce astronomik istatistikler bir tablo halinde çıkmaya başladı, bilgisayar karşılaştırma bilgileri için en uygun gökcismini dünya olarak seçmişti demek ki yer aldığı sistemin yapısı güneş sistemine benziyordu. Güneşine olan uzaklığı, çapı, güneş etrafında dolanım süresi, yörüngesinin ne kadar eliptik olduğu ve benzeri bilgiler. Daha sonra sıra atmosferdeydi; bulunan gazlar, oranları, yoğunlukları, başlıca atmosferik olaylar.Yeryüzü analizine sıra geldiğinde ekrandaki sayısal bilgilere ek olarak simülatif canlandırmalar da başlamıştı. Geniş düzlükler, yer yer yoğun bitki örtüleri, kıvrılarak akan akarsular, hakim renkler bölgelere göre çeşitlilikler gösteriyor ancak devasa okyanuslara gelince renk sarı oluyordu. Suyun içindeki mineral bileşiklerinin oranları ona bu rengi sağlıyordu. Yaşam formlarına gelince gezegende dünyada memelilerin sudan çıkıp karada yeni yaşamaya başladıkları döneme benzeyen formlar gözlenebiliyordu. Evet verilere göre burası dünyanın emeklemeye yeni başlamış hali gibiydi.

Simülasyon bittiğinde ekranda final yazısı görülmeye başladı optimum yaşam koşullarına %85 lik bir uyum sözkonusuydu. Kalan %15 lik kısım da bilgisayarın daha kapsamlı bir araştırmanın sonunda ortaya çıkacak olası hata payına bıraktığı opsiyondu.

Pilot kaskını çikardı gözlerini sarı gezegene çevirerek " Altın Dünya " dedi. Burası yeni bir başlangıç için uygun bir yer olabilirdi. Heyecan duyguları henüz dengelenmemişken keşif kapsülünün hazırlanması için için bilgisayara komutları girmeye başladı. Gezegenle ilgili verileri de yükleyerek, ayarlamaların bitmesini beklemeye koyuldu. Bu arada dış uzay elbisesini giymeye başlamıştı, keşif kitini hazırladı. Evet artık bu heyecan verici araştırmaya başlayabilirdi.

Keşif kapsülü gemiden ayrılırken, kabin camından gezegene doğru giderek küçülen görüntüsü izlenebiliyordu. Seyir bilgisayarı kapsülün iniş sinyalini aldı ve ani bir hareketlenme oldu. Yörünge konumunda sabit beklemesi gereken gemi, dönüş rotasını belirledi ve optimum enerji ayarlamalarını yaparak dönüş yoluna çıktı. Operasyon bitmişti; üst toplum organizasyon mimarları kurulu içinde sadece çekirdek bir grubun bildiği , RR (Redcilerin reddi) kod adıyla bilinen gizli operasyon. Gemi seyir kontrol bilgisayarlarına yerleştirilen zaman ayarlı virüsler yardımıyla elimine edilmeleri, bu çok eskiden kalan yöntem yine yürürlükteydi, organizasyonun geleceği asla riske atılamazdı.Tamamı birden bire yok edilmiyor, sistemli bir şekilde sayıları olasılık bilgisayarlarının ihmal edilebilir yüzdesinde tutuluyordu. Bu resmi sistemin bilmediği yada görmezden geldiği bir plandı. Bu sefer seyir bilgisayarı önce rotayı bozarak onları kozmik fırtınaya sokmuş, ancak bundan tam sonuç alamadığı için simülasyonu değerlendirip, pilotu sülfür ve karbondioksit dolu bir atmosfere ve dondurucu soğukların, saatte yüzlerce kilometrelik fırtınaların yaşandığı bomboş bir gezegene yollamıştı.

Gemi yaşam destek ünitelerini kapatmış sessiz dönüş yolculuğuna çıkarken, ikinci pilotun yattığı ölü konservesi sonsuz uzay boşluğuna doğru salınarak düşüyordu.

 

  Ana Menü