|
|
||||||||||||
Durun ya bu açtığım dosya ne dosyası? Zifir Log yazıyor ama ben bilgisayarın başına yazmakta olduğum öyküme devam etmek üzere oturmamış mıydım ya? Ne işim var bu dosyayla? Neyse madem bu dosyayı kurcalarken bulduk kendimizi, biz de devam edelim aynı şekilde. Dediğim gibi öyküme devam edecektim ama 3 gündür milim kıpırdayamadım. Bir türlü oturmadı bir parağraf. Silip silip baştan yazıyorum. Kafayı çizeceğim valla, uygun bir anlatım yakalamak için bütün öyküyü baştan okuyup durmaktan. Goooooollllll Gençlerbirliği attı bir tane daha, durum 2-0 Gençler lehine. Dakika 56, gol Skoko. Anlaşıldığı üzere bir taraftan da televizyon açık ve gözlerim monitördeyken kulaklarım televizyondan yükselen seste. Tamam Zifir dergisinde redaktörlük gibi bir göreve soyunmuşum, diğer taraftan öykü yazıp takılmaktayım kendi çapımda ama bütün bunlar aynı zamanda futbol manyağı olmama engel mi? Ne yani biz edebiyat severler neden takım tutmayalım? Neden sevdiğimiz takım gol atınca, kendimizden geçerek sarılmayalım arkadaşımızın boynuna? Biz o heyecanı kaldıramayacak, anlayamayacak kadar ruhsuz kişiler mi oluyoruz edebiyat seversek? Bak bir gol daha oldu işte. Bu sefer fener attı. Durum 2-1. Dakika 61, gol Serhat. Sık sık televizyona bakmaktan pek hızlı yazamıyorum. 5 dakikada çıka çıka bir parağraf çıkmış elimden. Yalnız bu arada çok güzel maç oluyor bir an önce bilgisayarı kapatıp maça konsantre olmak lazım. Neyse futbol muhabbetini bir tarafa bırakalım. (Derken süper maç oluyor ya. Ben en iyisi futbol muhabbetini değil Zifir log’a yazmayı sonraya bırakayım, olmayacak böyle.) Saat: 22:21 Neyse bitti maç Gençlerbirliğinin 4-2’lik üstünlüğüyle, biz de oturtuk tekrar bilgisayar başına. Eee Beşiktaş’lıyım ve aynı zamanda Ankara’da oturuyorum böyle olunca 2 kat sevindirdi bu sonuç beni. Burada keseyim futbol muhabbetini yoksa Zifir Log yerine futbol gazetesi kalacak elimizde. Zifir group’ta bir süredir tasarım konusu.tartışılıyor. Nasıl olsun Zifir? Hangi tema’nın üzerinde duralım? Herkesin farklı görüşleri var elbette. Hatta Egemen, Haktan gibi arkadaşlarımız gözlerinde canlandırmışlar bile kafalarındaki tasarımı. Ben ise pek bir şey düşünmedim şu ana kadar tasarım hakkında ve bundan sonra da düşüneceğimi zannetmiyorum çünkü pek anlamam tasarımdan, renk uyumundan. Ne ortaokulda ne lise de resim dersleri için bir şeyler çizdim. Sürekli anneme, kardeşime yaptırırdım resimleri. Eee böyle olunca da gelişmiyor insan tasarım konusunda. En iyisi bu işleri renk zevkleri yüksek arkadaşlarıma bırakmak. Bu gecelik bu kadar deyip tekrar öykümle cebelleşmenin vakti geldi. Bakalım boğuşa boğuşa çıkartabilecek miyim doğru dürüst bir paragraf? Bunu hep beraber Haziran sayısında göreceğiz umarım. (Vayy reklama bak, reklama.)
|
|||||||||||||
| <<Önceki :: Ana Menü :: Sonraki>> | |||||||||||||